Çocuğumuza Hoşgörüyü Nasıl Anlatabiliriz?
Çocuğumuza Hoşgörüyü Nasıl Anlatabiliriz?
Velilere Öneriler:
1.Onunla konuşun. Çocuğumuza hoşgörü kavramını, hoş görmenin ne olduğunu, nelerin hoş görülüp görülemeyeceğini çok iyi vermeliyiz. Sözgelimi hikâyeler, oyunlarla, yaşa uygun televizyon programlarıyla hoşgörü kavramını işleyebiliriz. Yine, çevremizde gözlemlediğimiz hoşgörü ve hoşgörüsüzlük davranışlarını tespit edip çocuğumuzla konu hakkında konuşarak hoşgörü kavramını pekiştirebiliriz.
2. Hoşgörüsüzlük ailede başlar. Çocuklar sevgi ortamında hoşgörüyü, sevgisizlik ortamında da horgörüyü (hoşgörüsüzlüğü) öğrenirler. Araştırmalar çocukların hoşgörüsüzlüğü öğrendikleri üç önemli alandan söz ediyor: Aile, okul, medya. Ev ortamının, çocuğun ilkokulu olduğunu düşünürsek; çocuklarımız tüm güzel davranışları ailede görüp öğreneceklerdir. Bu nedenle çocuğumuzun farklılara saygı duymasını, hoşgörülü olmasını istiyorsak önce bizler hoşgörülü olmayı öğrenmeliyiz.
3. Değerlerinden emin olmasını sağlayın. Çocuklar, gündelik hayatta, okulda, mahallede hoşgörüsüzlüğün çeşitli biçimleriyle karşılaşabilirler. Hoşgörüsüzlük kurbanı olan çocuklar, bu olumsuz deneyimlerin etkilerini bir ömür boyu hissederler. Bize ihtiyaç hissettikleri bu zor zamanlarda, onlara benlik, sosyal kimlik gelişimi, özgüven gibi konularda yardımcı olmalı ve yanlarında bulunmalıyız. Öz benliğinden, kendi değerlerinden emin olan bir bireyin hoşgörüsüzce tavır ve davranışların etkisinde kalmazlar.
4. Bilinçaltına verilen negatif mesajlar iz bırakır. Çocuklar, televizyonlarda, çok sayıda hoşgörüsüzlük örnekleri görmekteler. Çocuğun bilinçaltına giden mesajlarda, uygunsuz birçok tutum ve davranış normal ve kabul edilebilir olarak görülüyor. Bilgisayar oyunlarında sergilenen farklı olana, farklı kültürlere karşı şiddet, nefret, düşmanlık da çocukların bilinçaltında derin izler bırakıyor.
5. Çocuk, dini - dili - kültürüyle barışık olmalı. Çocuklarımızın öncelikle, kendi kişiliği ve dünya görüşüyle barışık olmasını, kendi dini, dili, ailesi ve kültürel değerlerinden gurur duymasını ve memnuniyetini sağlamak gerek. Çocuklarımız kendi değer yargılarını belirler ve tanırlarsa ancak o zaman farklılıkları ve muhataplarını hoş görebilirler.
6. Farklılığın doğal olduğunu kabul etmeli. Çocuklarda farklı kültürlere karşı bir hassasiyet geliştirilmeli. Bu bağlamda dinlere ait mekânlar, ibadethaneler ziyaret edilebilir. Eve farklı kültürden biri davet edilebilir. Çocuğumuzu yaşadığımız yerde – varsa - etnik bir restorana yemeğe götürebiliriz. Çocuklar farklı olanın kötü bir şey olmadığını öğrenmeliler. Kültürler arası farklılıklardan ziyade benzerlikler vurgulanmalı. Hoşgörünün birlikte yaşama sanatı olduğunu unutmayalım.
7. Hakkaniyet önceliğimiz olmalı. Çocuklarımıza, hakkaniyetli olmayı, mazlumun hakkını korumayı ve savunma bilincini öğretmeliyiz. Bugün dünyanın her yanında hüküm süren zulüm, şiddet, açlık gibi insanlığın ortak sorunlarına karşı çocuğumuzda bir duyarlılık uyandıralım. Çevresinde olan bitene karşı duyarsız ve tepkisiz çocuklar, bencil yetişiyor.
8. Çocuklara kötü örnek olmamalıyız. Çocukların çok iyi birer gözlemci ve dinleyici oldukları unutulmamalı. Çocukların yanında konuşmalarımıza ayrıca özen göstermeliyiz. Farklı kültürlere, dinlere, dünya görüşlerine sahip insanları kınarsak, onlarla ilgili şakalar yaparsak çocuklar da ister istemez bizim gibi düşüneceklerdir. Onların körpe dimağlarına önyargı tohumları ekmeyelim.
9. Çocuk zayıf ve yoksulu anlayabilmeli. Çocuklarımıza empati yeteneği kazandırılmalı. Yoksulların evini ziyaret etmek, okuma yazma bilmeyen bir yetişkine okuma yazma öğretmek türü etkinlilerle zayıf olanı anlama, kendini ötekinin yerine koyabilme yetisi kazandırılmalı. Çocuklarımızın yanında insanları damgalamaktan, onlara lakaplar takmaktan özellikle kaçınalım.
Bu konuda okul rehberlik servisinden yardım alabilirsiniz!