Karne nedir?
Karne uzun bir eğitim döneminin ürünüdür. Çocukların karnesindeki notlar sadece, farklı zamanlarda girdikleri sınavlardan aldıkları sonuçların göstergesidir.
Okuldaki başarı ya da başarısızlığın göstergesi gibi algılanır. Karne ile çocuklar `kötü evlat’, `aptal çocuk’ olarak algılanma kaygısı yaşar.
Karne korkusu yaşamasının en büyük nedeni budur.
KARNE HEYECANI
Ders notları tamamlanıp okul idaresine teslim edildikten sonra notların derecesine bakılmadan bir karne heyecanını tüm öğrenciler yaşarlar.
Bazı öğrenciler karnelerini alıp eve götürürlerken korkuya düştüğü ve kaygılandığı görülmektedir. Araştırmalar da bu durumu pekiştirmektedir. Bu kaygı, anne ve babanın göstereceği tepkiden kaynaklanmaktadır.
Ailelerin tutumları da farklılıklar göstermektedir. Kimi aileler katı durum sergilerken kimileri vurdumduymaz, kimileri anlayışlı, kimileri de aşırı kaygılı davranırlar.
Kimileri için tatilin başlangıcı iken, kimileri için kaygı ve korku dolu günler demektir karne. Sadece öğrenciler değil; anne, baba, hatta çocuğun yakın çevresi de heyecanla bekler o gün gelmesini.
Karne, eğitim-öğretim süreci sonunda öğrencinin çalışmalarını herkesin anlayabileceği şekilde belirleyen bir değerlendirmedir.
KARNE NEYİN GÖSTERGESİDİR?
Karne aslında çocuğun başarısından ziyade derslerindeki bazı eksikliklerinin olduğunu göstermek için öğrenciye ve veliye verilen bir uyarı belgesidir.
Çocuğun ilgi, yetenek, zekâ ve hayat okulundaki başarısının bir göstergesi değildir. Ailelerin en büyük sorumluluğu; hayatı seven, insanları seven, sorumluluk almayı bilen, bir çocuk yetiştirmektir. Karne korkusu çocukta kendini nasıl belli ediyor?
Karne korkusu baskıcı ve otoriter ailelerde yoğun olarak yaşanmaktadır. Çocuklar bu baskıdan korktuğu için yüksek kaygı yaşıyor. Kimi çocuk karnesindeki notları değiştirmeye çalışabiliyor, kimi çocuk intihara varan davranışlar gösterebiliyor.
Çocuğunun başarısızlığı ile karşılaşan anne-babalar kendilerine şu soruları sormalıdır:
Çocuğun işitme ve görme problemi var mı?
Dikkatini toparlayabiliyor mu?
Algılaması, zekâ seviyesi ne?
Hangi yönleri daha iyi (Matematik mi, sözel mi, pratik zekâsı mı ön planda? )
Çocukla yıl boyu ne kadar ilgilendik?
Her çocuğun yeteneğine ve içinde bulunduğu gelişim dönemine göre başarısının değişebileceği bilinmektedir.
Bu nedenle başarısızlık durumunda sonuçtan çok bu sonuca nasıl gelindiğinin değerlendirilmesi önemlidir.
Öncelikle çocuğun yeteneklerine uygun, ulaşılabilir beklentiler geliştirebilmek için, her çocuğun bireysel kapasitesi göz önüne alınmalıdır.
Sayın Veli,
Bir anne ya da babanın çocuğuna verebileceği en büyük armağanlardan birisi okuma sevgisidir. Hiçbir şey iyi bir kitap kadar keyif vermez, heyecanlandırmaz, ilham vermez, teşvik etmez, eğitmez, büyülemez, eğlendirmez. Ancak, bir sorununuz var! Çocuğunuz okumayı sevmiyor. Ne kadar ısrar edersiniz edin ya da zorlarsanız zorlayın, çocuğunuz bir kez bile kitabı eline alıp keyifle okumuyor. TV izlemeyi veya bir video oyunu oynamayı tercih ediyor.
Şevkiniz kırılmasın. Ona hâlâ okuma sevgisi aşılayabilirsiniz. Sürekli destek ve cesaret verdiğiniz takdirde, çocuğunuz iyi bir okuyucu olup hayatın ona sunduğu şeylerin tadını çıkarabilir.
Okuyucular, okuyucular yetiştirirler.
Çocuğunuz doğuştan taklitçidir. Onun en çok istediği şey, ilk ve en önemli öğretmeni tarafından, yani sizin tarafınızdan takdir edilmektir. Sizin yüzünüzdeki hayranlık ifadesini gördüğü andan itibaren, sizin davranışlarınızı taklit etmeye başlar.
Peki, acaba siz okuma alışkanlıklarınız açısından ona nasıl bir örneksiniz? Tanınmış yazar ve konuşmacı Jim Trelease şöyle der: Okuma sevgisi öğretilmez, yakalanır. Siz de bir an önce çocuğunuza yem atın!
Evinizi çeşitli okuma materyalleri ile doldurun.
Eviniz sizin okumaya verdiğiniz değeri yansıtmalıdır. Eğer çocuğunuz, sizin kitap okumaktan ve onlardan bir şeyler öğrenmekten keyif aldığınızı görürse, o da boş vakitlerinde kitap okumayı seçer ve onların yararlı kaynaklar olduğunu düşünür. Bunu sağlamak için eviniz kitaplar, dergiler ve çeşitli başvuru kaynakları ile dolu olmalı ve hepsinden önemlisi çocuğunuz sizi bunları kullanırken görmelidir.
Ailenizin Özel Okuma Saati
Günlük programınız ne kadar dolu olursa olsun, okumaya her zaman vakit bulabilirsiniz. Ama eğer planlı davranırsanız, bu daha kolay olur. Her gün, bir zaman dilimini (on beş dakikadan bir saate kadar) anne, baba ve çocukların birlikte oturarak okumaları için ayırın. Herkesi katılması için teşvik edin. Akşam yemeğinden sonra (hafta sonunda, öğleden sonra ya da yatmadan hemen önce) bir zaman dilimi belirleyin. Bu süre zarfında herkes bir roman okusun ya da gazeteye veya dergilere göz atsın. Televizyon yerine bir kitabın kapağını açın.
Her fırsatta okuyun!
Bütün okuma seanslarının önceden planlanması gerekmez. Aslında, gün içinde kitap okumamız için birçok fırsat elimize geçer ama biz her zaman bunların farkına varamayız.
Arabanızda muhakkak kitap ve dergi dolu bir çanta bulundurun. Böylece beklenmedik bir fırsat çıktığında okuyacak bir şeyler bulabilirsiniz.
Okumaya yeni başlayanları yoldaki işaretleri, ilan panolarını ve dükkân isimlerini okumaları için teşvik edin. Uzun yolculuklarda haritaları, atlasları ve rehber kitapları okumak çok eğlencelidir.